Ertuğrul Özkök: İşte Koç grubunun açtığı sıfır stresli hayvan hastanesi

Ertuğrul Özkök, “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün Koç Grubu’na ait Amerikan Hastanesi’nin  mayıs ayının sonunda Türkiye’nin en büyük hayvan hastanesini açacağını duyurdu. Hastanenin bünyesinde bir “Pet kan bankası”, “Diyaliz üniteleri”, “Fiziki tedavi merkezi”, “Protez ve ortez atölyeleri, “7/24 ambulans servisi”, “Doğum ve jinekoloji servisleri”, “Alternatif tıp uygulamaları”, “Genetik ve kök hücre araştırmaları üniteleri” bulunacak.

Özkök’ün “İşte Koç grubunun açtığı sıfır stresli hayvan hastanesi” başlıklı yazısı şöyle: 

İşte Koç grubunun açtığı sıfır stresli hayvan hastanesi

Haber şu;

Koç Grubu’na ait Amerikan Hastanesi mayıs ayının sonunda Türkiye’nin en büyük hayvan hastanesini açıyor.

Bilebildiğim kadarı ile bu sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir ilk olacak.

İnsanlar konusunda uzmanlaşmış ve dünyaca tanınmış bir hastane ilk defa, hayvanlara hizmet verecek böyle bir hastane açıyor.

Mayo, Cleveland Clinic, Yale gibi dünyaca ünlü kuruluşların hiçbirinin böyle ayrı bir hastane açtığını duymamıştım.

Bildiğim kadarı ile Cornell Üniversitesi’nin bir veteriner fakültesi var ama böyle bir hastanesi yok.

Bu haberi bayramda yaşadığım iki zıt duyguyla yazıyorum

Önce bu haberi hangi zıt duygular içinde yazdığımı anlatayım.

Bayramı Bodrum’un Torba Işık Club Hilton DoubleTree tatil köyünde geçirdim.

Dikkatimi çekti. Çok sayıda insan köpekleriyle tatil yapıyordu.

Meğer Double Tree otelleri “hayvan dostu” kuralları uyguluyormuş.

Yani ziyaretçiler ev hayvanları ile birlikte gelebiliyormuş.

Bu görünüm tatil geçirdiğim yeri o kadar sempatik ve insani kılıyordu ki…

Beş gün boyunca onlarla aynı mekânda kahvaltı ettim, yemek yedim, güneşlendim.

Şikâyet eden tek insana rastlamadım.

Benim için bu bayramın en güzel yanlarından biriydi.

Double Tree otellerini bu uygulamalarından dolayı kutluyorum.

İstanbul’a döndüğümde o feci haber beni bekliyordu

Ne var ki İstanbul’a döndüğümde o feci haber beni bekliyordu.

Bir inşat şirketi, üç yavru köpeğin üzerine beton dökerek resmen öldürmüştü.

Yani bu haberi işte bu iki zıt duygu içinde yaşıyorum.

Şimdi geleyim güzel habere…

Bu güzel haberi önce ‘Kedici’ dergisinde okudum

Amerikan Hastanesi’nin bir hayvan hastanesi açacağı haberini ilk defa “Kedici” adlı kedi ve kültür dergisinde Seda Tuncel’in yazısında okudum.

Haberde dikkatimi çeken bir ayrıntı da vardı.

Hastaneye kurucu direktör olarak Azmi Erhan Atik atanmıştı.

Ancak aradan 7 aya yakın zaman geçtiği için merak ettim.

Bu hastane ne zaman açılıyordu?

Bunun üzerine dün Vehbi Koç Sağlık Kuruluşları CEO’su Dr. Erhan Bulutcu’yu arayıp konuştum.

Bana hastanenin bitmiş halinin fotoğraflarını da gönderdi.


VetAmerikan Hastanasi mayıs sonu açılıyor

“VetAmerikan” hastanesi mayıs ayının ikinci yarısında “soft opening” yapacakmış.

Yani resmi açılış olmadan uygulamaya başlayacaklar.

Ancak resmî açılış haziran başında olacak.

Dr. Bulutcu ile uzun uzun konuştuk.

Hastanenin özellikleri hakkında ilginç bilgiler verdi.

Öneri iki köpeği olan Rahmi Koç’tan gelmiş

(*) Bu öneri bizzat Rahmi Koç’tan gelmiş. Rahmi Bey’in de iki köpeği varmış ve büyük bir hayvansevermiş. Dr. Bulutcu ile bir sohbetleri sırasında bu görüşünü söylemiş.

(*) Hastanede çalışmak için 600 veteriner hekim başvurmuş ve bunlar arasından yapılan seçimle kadro kurulmuş.

Bir insan hastanesinde hangi bölümler varsa burada da o var

(*) Amerikan Hastanesi gibi kurumsallaşmış sağlık merkezleri genellikle sadece insan odaklı çalışıyor.

Bu çapta tanınmış bir hastanenin ayrı bir hayvan hastanesi açması belki de dünyada bir ilk olacak. Böylece insan sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir kuruluş sahip olduğu bu bilgilerle ev hayvanlarının sağlığı ile de ilgilenecek.

(*) Hastanede bir insan hastanesinde bulunan bölümlerin önemli bir kısmı bulunacak. İç hastalıkları, Cerrahi, Acil Servis, Yoğun bakım gibi üniteler yer alacak.

Kanserli hayvana da radyoterapi imkânı

(*) Bunun yararı ne olur diye sorarsanız…Mesela kanserli hayvanların tedavisinde genellikle cerrahi müdahele uygulanıyor. Oysa bu hastanenin onkoloji bölümünde radyoterapi yoluyla tedavi de yapılacak.

(*) Sekiz bin metrekare kapalı alana sahip hastane uluslararası veterinerlik standartlarının tamamı uygulanarak gerçekleştirildi. Bunun en önemli standartlarından biri, hayvanlara “sıfır stresli bir ortamda” teşhis ve tedavi uygulamak. Bunun için hayvanlar girişte ayrı ayrı bölümlerde beklemeye alınacak.

Pet kan bankası ve alternatif tıp bölümü

(*) Ameliyathanelerin teknik donanımı insanlar için kurulan cerrahi ünitelerin aşağı yukarı aynısı oluyor.

(*) Bu çerçevede hastanenin bünyesinde bir “Pet kan bankası”, “Diyaliz üniteleri”, “Fiziki tedavi merkezi”, “Protez ve ortez atölyeleri, “7/24 ambülans servisi”, “Doğum ve jinekoloji servisleri”, “Alternatif tıp uygulamaları”, “Genetik ve kök hücre araştırmaları üniteleri” bulunacak.

Aynı uygulama üzerinden hem insan hem hayvan için randevu alınabilecek

(*) Bu girişimin en çarpıcı özelliklerinden biri de şu:

Sağlık hizmetlerini Amerikan Hastanesi’nden alan insanlar, aynı uygulama üzerinden hayvanları için de randevu alabilecek, muayeneye götürebilecek. Türkiye’de dana önce kurulmuş ev hayvanı hastaneleri var. Ancak değdiğim gibi uluslararası çapta bir insan sağlık kuruluşu tarafından ilk defa bu çapta bir hayvan hastanesi kuruluyor.

Beykoz Belediyesi’ni de anmadan geçemeyeceğim

İki yıl önce Beykoz Belediyesi’nin sahipsiz sokak hayvanları için kurduğu hastaneyi ziyaret etmiş ve ayrıntılı biçimde yazmıştım.

Gerçekten mükemmel bir hayvan hastanesi burası.

Bu yazıda bunu hastaneyi kuran Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ı anmadan geçemeyeceğim.

Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de bu tür hizmetler veren kuruluşları var.

Bunca insanın sorunu varken bunlar lüks değil mi?

Bu yazdıklarıma bakıp, bazılarınız “Ülkede bunca insanın sağlık sorunları varken bunlar lüks değil mi” diye düşünebilirsiniz.

Hayır değil… Ne Amerikan Hastanesi’nin, ne de Beykoz Belediyesi’nin yaptığı bu girişimler lüks değil.

Bu yerküreyi başka canlılarla da paylaşıyoruz.

Aynıca milyonlarca insan yalnızlığını bu hayvanlarla bir hayatı paylaşarak azaltıyor.

Onların acıları da bir canlının çektiği acı.

İstanbul’un sokak kedileri bizi güzelleştiren yanımız

Türkiye’de hayvanlara karşı duyarlık giderek yükseliyor.

İmajımız her geçen gün biraz daha bozulurken, İstanbul’un sokak kedileri bütün dünyada Türkiye’yi güzel gösteren az sayıda şeyden biri haline geldi.

Hayvan sevgimiz artık bütün dünyada biliniyor.

Bu tür girişimler beni çok mutlu ediyor.

Bu duyarlılığın sahipsiz sokak hayvanlarına karşı da gösterilmesi mutluluğumu daha da artırıyor.

O nedenle Vehbi Koç Sağlık Kuruluşları Vakfı’nı da kutlamak istiyorum.

Giderek daha düşündürücü hale gelen şu seçim ortamında en severek yazdığım haber bu oldu diyebilirim.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir